Ömer Lütfi Ersöz

Ömer Lütfi Ersöz

Ramazan Bayramı ve Arife Gününün Önemi

Önümüzdeki 29 Mart Cumartesi günü arife ve 30 Mart Pazar günü de Ramazan Bayramı’dır. Bu vesileyle bütün Müslüman Kardeşlerimin arife gününü ve idrak edeceğimiz Ramazan Bayramımızı en içten dileklerimle tebrik eder, bütün mazlumların muzaffer olmasını Rabbimizden niyaz ederim.

Ramazan-ı Şerif; ibadet ve taatlarla birlikte yardımlaşmaların zirve yaptığı bereketli günlerdir. Maddi ve manevi yönden yardımların arttığı bu zaman dilimlerinde, zekâtlarımızla, infaklarımızla ihtiyaç sahiplerini gözetip kardeşliğimizin gerçek anlamda tesisini sağlamaya gayret ediyoruz. Sadaka-i Fıtr için son günlerde bulunuyoruz. Hala fitresini vermeyen kardeşlerimiz varsa, acele etsinler; Bayram namazından önce mutlaka verilmelidir. Erken vermek en iyisidir. Son zamana bırakmadan verilen sadakalar ile ihtiyaç sahibi kardeşlerimiz alışverişlerini yapıp bayrama mutlulukla hazırlanma fırsatına kavuşsunlar.

Bu bereketli zaman dilimlerinde, arife ve bayram günlerinde, Rahmeti Rahmana kavuşan aile fertlerimizin, Ehl-i İmam’ın kabirlerini ziyaret edip, tefekkür etmeli; Yasin-i Şerifler, Fatihalar okuyup ecir ve mükâfatlarını bağışlamalıyız. Kabir ziyaretleri, ölülerimize karşı duyduğumuz sevgi ve saygının bir ifadesidir. Ayrıca kabir ziyareti, insanlara ahireti hatırlatır. Bu ziyaretler vesilesiyle bir gün mutlaka öleceğimizi hatırlamış oluruz. Bu hatırlama, aslında hayatımızı daima güzel ahlak esaslarına göre yaşamamız gerektiğini de beraberinde getirir. Dünyanın imtihan yeri olduğu, dolayısıyla bu imtihanda mutlaka başarılı olmamız gerektiği anlayışı bizlerde hâkim olmalıdır. Aslında ölüm, dinimize göre bir yok oluş değil, gerçek manada var oluşun başlangıcıdır. Dünyada iken sevdiğimiz, saydığımız ve ziyaret ettiğimiz kimselerin kabirlerini ziyaret, onları unutmadığımızın, sevgi ve saygımızı devam ettirdiğimizin en açık belirtisidir. Kabir ziyareti sırasında saygılı olmak, kabirleri çiğnememek, yüksek sesle ağlayıp feryat etmemek gerekir.

Ramazan Bayramı’nı, orucunu tutan, ibadetlerini tam yapan Müslümanlar kutlamaya hak kazanmıştır. Bazı insanlarımız bilmeden, bazıları da bilerek inatla ve ısrarla Ramazan Bayramı’na Şeker Bayramı demektedirler. Bu kesinlikle yanlıştır. Şeker değil, Şükür Bayramıdır. Oruç Ay’ına Ramazan dediğimiz gibi, bayramına da kesinlikle Ramazan Bayramı demeliyiz.

Mümkün olduğu kadar vakit namazlarımızı camilerde cemaatle kılmaya gayret etmeli, evlerde kıldığımızda da aile fertlerimizle cemaat olup kılmalıyız. Bayram namazını kıldıktan sonra kabir ziyareti yapmalı, sonrasında aile fertlerimizle bayramlaşmalıyız. Kısacası, imkân bulabilirsek sıla-i rahim yapılıp, anne-baba, akraba ve arkadaşlar ziyaret edilmelidir. Ramazan ayında olduğu gibi, Ramazan Bayramı’nda da yoksullara yardım etmek, hastaları, kimsesizleri, yakın akrabayı ziyaret etmek çok güzel bir davranıştır. Küçüklere hediyeler vererek sevindirmeliyiz. Bayramların önemini en iyi şekilde kavratmalıyız.

Müslümanların birbirleriyle dargın olmaları doğru değildir. Dargınlar, bu en önemli güzel günlerde barışıp, birbirlerini ziyaret ederek veya arayıp kardeşliklerini pekiştirmelidirler. Bayramlar birlik ve beraberliğin, kardeşliğin en güzel şekilde tesis edildiği günlerdir. Değerli kardeşlerim, her zaman kardeşliğimizin gereklerini yapanlardan olalım.

Mazlum ve mağdur olan Müslüman kardeşlerimizin, maddi ve manevi yardımlarımızla yüzlerinin güldüğü bayramlar yaşamalarına vesile olmamızı Allah’tan (c.c.) niyaz ederim. Haksızlıkların ve zulümlerin son bulduğu bir dünyada, insanca yaşayıp, bayramlarımızı mutluluk içinde yapabilmemiz duası ile sıhhat ve afiyetler dilerim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Lütfi Ersöz Arşivi